bir çocuk varmış onun adı nedir bilinmez o çocuğu görseniz portakal sanırdınız paltosu tişörtü ayakkabısı neyse turuncu hem en sevdiği meyve portakal size bu çocuğun bir anısını anlatsam iyi etmiş olurum bir sabah o çocuk yatağından bir jet gibi fırlamış öyle fırlayamaz ama lafın gelişi bahçeye çıkmış bahçenin kenarında bir tane kocaman bir hediye paketi vardı o çocuk paketi açtı içinde bir not vardı şöyle yazıyordu portakal orda kal çocuk beklemiş sonra bir kedi onun kucağına atlamış yanına babası gelmiş ona bu kedi senin kaybettiğin kedi demiş çocuk o kediyi pardon yanlış dedim kediyi tanımış onu 3 yaşında kaybetmişti sonra çocuk notun ne demek istediğini sormuş babası ağzın tatlansın diye yazdım demiş çocuk ile babası gülerek eve girmiş ve komik bir son
Henüz yorum yapılmamış.
[ Yorum ]
selex (10.06.2013 - 21:34)
merhaba ben bu siteye yeni katıldım artık okullar tatil olucak artık beyaz bulutu açmaya daha çok zamanımız olucak öyle değilmi arkadaşlar
Henüz yorum yapılmamış.
[ Yorum ]
ezgibeyza (06.06.2013 - 23:28)
Bugün yine çok garip bir gündü ve şu anda yatağının içinden yazıyorum bunları size bugün yolda giderken yaşlı bir amca gördüm ama o kendisine yardım edilmesi gerekirken o başkalarına yardım ediyordu demeli sevgi ve saygı aynı zamanda sadakat böyle birşey yaşanacak öğreniliyor
Henüz yorum yapılmamış.
[ Yorum ]
aysenurmemnun (30.05.2013 - 22:12)
Yüksek yüksek yerlerde
Dalgalanır bayraklar
Tutuşarak el ele
Şarkı söyler çocuklar
beyaz bulut iyilik meleyi
Henüz yorum yapılmamış.
[ Yorum ]
senamehmet (26.05.2013 - 15:40)
AYA YOLCULUK
Hafta sonunu iple çekiyordum. Çok heyecanlıydım. Çünkü Cumartesi sabahtan Ay'a yolculuğumuz başlayacaktı. Dünyanın uydusunda koşup oynamak, mangal yapmak ne hoş olacaktı.
Sonunda beklenen gün geldi. Heyecanla Ay yolculuğuna çıkacağımız araçlara bindik. Teknoloji ne kadar da gelişmişti. Gözümüzü açıp kapayıncaya kadar Ay'a varmıştık. Tabii yolculuğumuz sırasında Dünya'ya bakmayı da unutmadım. Dünyamız buradan ne kadar da güzel görünüyordu. Araçlarımızdan indik. O sırada bize doğru gelen yeşil, birisi üç diğeri ise dört gözlü iki yaratık gördük. Gerçekten de çok garip görünüyorlardı. Arkadaşlarımla birbirimize baktık. Hepimiz çok şaşırmıştık. Sanırım bizden biraz çekiniyorlardı. Bunun nedenini sorduk. Yaratıklar bizimle konuşmaya başladılar. Bizim dilimizi çok iyi biliyorlardı. Üç gözlü yaratık başladı anlatmaya:
- Daha önce sizlere çok benzeyen başka canlılar da geldi. Bizi pek sevmediler ve bize saldırdılar. Arkadaşım kaçmayı başarmıştı. Ama ben tek gözümü kaybettim. Sizler iyi birilerine benziyorsunuz. Sizinle arkadaş olmak isteriz. Benim adım Günışığı, arkadaşımın adı ise Göktaşı. Biz Ay'da yaşıyoruz. Peki sizin adınız ne?
Hepimiz teker teker isimlerimizi söyledik. Ve hep beraber Dünya'dan geliyoruz dedik. Günışığı ve Göktaşı bizi diğer iki arkadaşıyla tanıştırdı. Onların adı da Meteor Yağmuru ve Işık Hızı'ydı. Hep birlikte piknik yapmaya gittik. o sırada başka inmeye başladı. Araçların içinden robotlar çıkıyordu. Aracın birinin içinden ise bir adam çıktı. Adama dikkatlice baktık. Bu, Profesör İrigöz'dü. Profesör buraya neden geldi acaba diye düşünmeye başladık. Günışığı, Göktaşı ve diğer iki uzaylının endişelendiği çok belli oluyordu. Günışığı, "bu bize saldıran adam" diye bağırmaya başladı. Günışığı saklanmak istiyordu. Ama yerini bir türlü beğenemiyordu. Onun için ikide bir yerini değiştiriyordu. Profesör O'nu görmüştü. Bir plan yapmalıydık. Profesör hızla bize doğru geliyordu ve Günışığı'nı yakalamaya çalışıyordu. Günışığı kaçmaya çalıştı, ama ayağı kaydı ve profesörün üstüne düştü. Profesöe robotlarını çağırdı. o sırada Göktaşı "buldum" diye bağırdı. Planı bulmuştu. Bize anlattı. plan şöyleydi: Robotlar bize doğru gelirken iki yana ayrılıp ip tutacaktık. Ama ipi nereden bulacaktık? Aklıma Ay'da atmak için getirdiğimiz ip geldi. Robotlar bize çok yaklaşmışlardı. Göktaşı "şimdi" diye bağırdı. iki yana ayrılıp ipi tuttuk. Robotların kimi ipe takılarak, kimi de diğer düşen robotlara takılarak düştü. Profesör " beceriksiz robotlar " diye bağırıyordu. Profesör sakinleşince O'na uzaylıları neden yakalamaya çalıştığını sorduk. Tahmin ettiğimiz gibi onları yakalayıp Dünya'ya götürüp müzede sergileyecek ve çok para kazanacaktı.
Vay be ne haftasonuydu ama. Profesör ve robotlarını yakalama zaferini yaşıyorduk ki bir sarsıntı hissettim. Acaba Ay'da deprem olur muydu? Annemin "uyan artık kızım" seslerini duydum. Annem ne zaman Ay'a gelmişti. Gözlrimi açtım. " Anne sen ne zaman Ay'a geldin?" diye sordum. Annem; "Ne Ay'a gelmesi? Sen rüya görmüşsün. Haydi hemen kalk, kahvaltı hazır. Okula geç kalacaksın" dedi.
İnanamıyorum bunların hepsi rüya mıydı?
Kalemini aldıysan eline; seni mutlu eden şeyleri, başından geçen bir olayı, yazdığın bir yazıyı, şiirlerini, kısacası paylaşmak istediğin her şeyi BeyazBulut'a bulutlayabilirsin.
Yapman gereken sadece üye olmak.
Üye değilsen ücretsiz üye olmak için burayı bulutla. Üyeysen sayfanın yukarısından üye girişi yapmalısın.