Anasayfa
Binbir Bulut Masalları
Bir Şiir Sana, Bir Şiir Bana
Deneme Bir Kii
Beyaz Mikrofon
Tavşanlı Makas
Kahkaha Ağacı
BB Kitaplığı
Hayriye'nin Seyir Bulutu

Hayriye Nerede?

Yazan: Rabia Gülcan Kardaş

Hatırlar mısınız, Meryem gittiğinde, Hayriye kitabın son sayfasını açmıştı. Okumaya başlayacaktı.

Hayriye okudu son satırları. Aslına bakarsanız pek bir şey anlamadı. Kalktı yatağından, bir şeyler eksik diye düşündü. Elbette eksikti. Meryem yoktu. Peki başka? Bir insan sabah uyanır uyanmaz ne yapmalı diye düşündü. Banyoya gitti. Ev halkını uyandıracak kadar gürültü çıkardı. Ama banyodan çıktığında pırıl pırıl görünüyordu. Tıpkı yağmur sonrası ağaçlar gibi. Saçlarını da taramış, güzelce bağlamıştı. Odasına dönüp üzerini değiştirdi. Yatağını topladı. Mutfağa doğru koştu. Annesi çaydanlığı ocağa koyuyordu. Çay olana kadar daha çok var, dedi. Sabredemedi. Dünden kalma böreklerden bir tane aşırdı. Sandalyeye oturup, ayaklarını sallaya sallaya böreği bitirdi. İşte şimdiden kirlenmeye başlamıştı eli yüzü.

Annesinin "nereye" diye bağıran sesine aldırmadan dışarı çıktı. "Kahvaltı hazırlanana kadar kaç sayfa okurum!" diye düşünüyordu. Fakat yağmuru unutmuştu. Bahçedeki ağacın altı, oturulmayacak kadar ıslanmıştı. Şimdi geri dönmek de istemiyordu.

Tam nerede otursam da kitabımı okusam diye düşünürken, kapının önündeki su birikintisinden bir kağıt gemi geçiverdi. Hayriye, "Aaa, tıpkı seyirbulutuna benziyor" dedi ve küçük gemiyi almak için yere çömeldi. Gemi bu, yerinde durur mu? Yağmurla oluşan küçük nehri takip ederek hızla ilerledi. Sanki Hayriye'nin onu izlediğini bilircesine, kah hızlandı, kah aniden manevra yapıp sağa sola saptı. Hayriye bu. Pes edecek değil ya. Daha az önce tarayıp bağladığı saçları, şakır şakır yağan yağmurda ıslanıp dağılsa da pes etmedi. Çamura düştü, yılmadı kalktı. Daha fazla ıslanmasın diye elindeki kitabı gömleğinin içine koyuverdi. Küçük seyirbulutunu takip etmek için son bir hızla atak yaptı. Yüzüne yapışan dağılmış saçlarını geri itti. Nihayet küçük gemiyi yakalamayı başardı. Aslında gemi bir taşa takılmış ve daha fazla ilerleyememişti. Hayriye biraz paslanmış mı ne?

Hayriye sırılsıklam, bir elinde kağıt gemi, yapışmış gömleğinin içinde kitabı ile eve geri döndü. Annesi kapıda onu bu halde görünce hafif bir çığlık atacaktı ama Hayriye'nin yüzünü görünce vazgeçti. Zaten yeteri kadar pişman olmuş, zorlanmış ve yorulmuş görünüyordu. Hayriye odasına gitti, doğruca kurulanmaya değil, seyirbulutuna. Dümenin kenarına küçük kağıt gemiyi koydu. Kitabı açtı ve okumaya başladı. Son sayfaya geldiğinde başını kaldırıp tekrar küçük gemiye baktı. Sonra birden ağlamaya başladı. Ağladı, ağladı, ağladı. Bir anda yerinden fırladı ve seyirbulutunu harekete geçirdi.

Yağmur dinmiş, güneş açmıştı. Sanki bütün bahçe, bütün şehir yeni uykudan uyanıyor gibiydi. Her yer sakin, temiz ve mutlu görünüyordu. Hayriye'nin annesi hafif hafif şarkılar mırıldanıyor ve sanki hazırlanması hiç bitmeyecek bir kahvaltı için uğraşıyordu. Hayriye'nin annesi keyifli görünüyordu. Bahçedeki ağaç keyifli görünüyordu. Hayriye'nin odasına güneş dolmuştu. Yerdeki ıslak ayak izleri sanki usul usul kurumak istiyordu. Öyle usul usul ki, Hayriye gittiği yerden döndüğünde onları nemli bulabilirdi. Hayriye nereye mi gitti? Bence onu en iyi siz biliyorsunuz.

-SON-

<- Geri Git

Bu Bölümde Başka Neler Var?
Sen de Katıl Bize
Toplam 2 yorum yapılmış.
Üye Girişi
Kullanıcı Adın:
Şifren:
[ Ücretsiz Üye Olayım | Şifrem Neydi? ]
İyilikler Antlaşması
Merakettin Amca, biz neden yaşıyoruz?
Serin Selamlar
Meraklı Ce, Sultan Fatih'le Tanışıyor
Kocaman Ayaklı Çocuk: Menta
BeyazBulut Çocuk Ülkesi | © 2005-2026