- Küçük bir çocuksun. Hem de küçücük. Karıncalar kadar küçük. - Yok canım o kadar da değil. Abarttın burada yazar abla. - Neyse işte. Bırak hatamı bulmayı da beni dinle sen yahu. Daha dörde gidiyorsun tamam mı? - Tamam. - Annen öğretmen. Hep okula gidiyor. Sen evde iki küçük kardeşinle kalıyorsun. - Yaa! - Evet öyle tabii. Okula öğlede gidiyorsun bu arada. Ablan veya ağabeyin kapıyı çalınca sen çantanı kapıp çıkıyorsun evden. Bir sabah kardeşin "abla kek yapmayı biliyor musun sen?" diyor. Bak şimdi. Dikkat et. Sen ablasın. Bilmiyorum demek olmaz. - Ya ne yapacağım? - Hemen mutfağa geçip önlüğü takacaksın. - Tamam taktım. - Hah. Şimdi. Büyükçe bir kap çıkar. Sonra bir tahta kaşık. Ve söylediklerimi koy. - Tamam. - Üç yumurta, bir su bardağı toz şeker, bir paket vanilya, bir paket kabartma tozu, yarım su bardağı sıvı yağ, bir su bardağı da yoğurt. Koydun mu hepsini? - Koydum. - Kakaolu istersen iki yemek kaşığı da kakao kat içine. - Tamam. - Şimdi bir güzelce çırp bunu. Sonra da yağlanmış tepsiye dök. - Döktüm. - Şimdi fırına koy. - Ama bi dakka be abla. Burada bir şeyler eksik sanki. Bu çok cıvık oldu. - Allah Allah. Evladım. Sen benim dediğimi bir yap. Unutma, daha dörde gidiyorsun. Sen ne bileceksin kekin kıvamını. - Eh hadi bakalım. Olmadı ama süreyim fırına. - Tamam. Şimdi aradan tam on dakika geçsin. Fırına bir yaklaş ki... Yaklaş bakalım. - Yaklaştım. - Bak içine. - Baktım. - Ne görüyorsun? - Fokur fokur kaynayan kahverengi bir çorba. - Ha ha ha ha. Aferin. Şimdi kardeşin geliyor. O senden küçük ama daha mı akıllı ne? - Niye? - Çünkü diyor ki "abla bu ne zaman kek olacak? Aynı çorba gibi olmuş." - Şimdi ne yapacağım? - Ayy diyeceksin. - Ayyy! - Kocaman açacaksın gözlerini. - Açtım. - Şöyle bir aklından geçireceksin malzemelerini. Geçir bakalım. - Geçirdim. - Hayır ağzınla da söyle. - Şeker, yağ, yoğurt, ... - Ee? Ne eksik burada. - Ben sana baştan dedim ya. Unu yok bunun. - Bir tane daha aferin sana. Peki şimdi ne yapacaksın? - Ne yapayım? En baştan alıp yeni bir kek harcı hazırlayacağım galiba. - Hayır bilemedin. - Ya ne yapacağım? - Saate bak bakalım. Öğleye geliyor. Hem kapının zili de çalıyor duymadın mı? - Aaa! - Yaa... - Ne olacak şimdi? - Hiiç. Kek yapmasını öğrenmiş olacaksın. Bu kadar işte. Unutmadan istersen içine üzüm, fındık ya da ceviz de koyabilirsin ama unu koymayı sakın unutma tamam mı? - Tamam. Abla, bir şey soracağım sana. - Sor bakalım ama çok zor olmasın. - Buradaki dörde giden çocuk var ya. - Evet? - Onu tanıyor musun sen? - Ee... şey... İstersen bu konuya hiç girmeyelim... |